MAVERA: Gül Yaprağı-4









"Anılar sayfasında gül yaprağı..." Abdullah Cahit Zarifoğlu


Takvimleri kovaladım zihnimde, zamana inat koparılmış her takvim yaprağını tekrar yerleştirdim. Bu benim için bir hayli zor ve güç oldu. Şimdi aynanın karşısında kendime bakıyorum. Gençliğin yerine kırışmış bir ten ve yorgun gözler görüyorum. İstemsizce, ben ne olduğunu anlamadan bir gözyaşı süzülüyor yanaklarıma, o sırada peş peşe gelen anılar başımı döndürüyor. Geçmişle hesaplaşmak zor ve hep de öyle olacak. Bana acı veren anılarım değil, bana acı veren yokluk. Bir bedenin, bir omzun ve belki de bir ruhun yokluğunun yasını tutuyorum.
 
Zihnime zamansız ve çarpık gelen anılar ruhumda bir kopukluğun peyda ettiğini, benim ise daha yeni fark ettiğimi anlıyorum. Zaman benden sadece gençliğimi ve sevdiklerimi almamıştı, gün gün anılarımı söküp atmıştı zihnimden ve zihnimde kopukluklar, boşluklar oluşmuştu fakat bu anı hala zihnimde dipdiriydi. Taze bir gül gibi... Bir kavonazun içinde saklanılan ender bir parça...

Dakikalar saatlere, saatler yıllara çevrildi o dakikalarda. İçimde bir kıpırtı, bir coşku vardı. Tenimde bir ürperti bir soğukluk vardı. Bulutlar gökyüzünü kaplamış ruhumu bürünmüştü. İçimden bildiğim tüm dualarımı okudum. Bekledim... Bekledim... Bir silah sesiyle olduğum yerde sıçradım. İçimde bir vazo daha kırılmıştı, bir umut dalım daha ben tutunamadan kurumuştu. Etrafıma baktım, sokak boştu. Cılız ağaçlar, yerlerde yatan kahverengi yapraklar vardı. Bir sis perdesi uzağı keskin bıçak gibi kesmişti. Yutkundum. Ellerime baktım, titriyordu. 

Avcım içerideydi ve ben kaçmak yerine yanına gidiyordum ama... Her şey bizim için daha farklı olacaktı, bunu biliyordum. Hayatın, yaşamanın cilvesi buydu: her yeni bir karar, her yeni bir gün ölümümüze giden bir yoldu. Allah'tan tek isteğim hayat gayemi bulmak ve bunun için yaşamaktı. 
Bu kararı aldığımda tek amacım buydu: hayat gayemi, bu dünyaya geliş amacımı bulmaktı.. Allah tüm varlıkları yaratırken bir gaye için yaratmış ve geçmişten bu güne süre gelmişti. İnsanoğlu'nun ise ortak bir gayesi olmasına rağmen hepsinin özünde farklı amaçları, idealleri vardı.

Duvarları soğuk apartmanda yavaşça ilerlerken bunları düşünüyordum. Duvardan güç almak istercesine ellerimi duvara dayayarak çıkıyordum merdivenleri. İçimde bir korku yoktu ama bir merak vardı. Her adımımda yeni bir galaksi meydana geliyor ve yeni bir dünya oluşuyordu. Evren büyüyordu tıpkı kalp atışlarım gibi. Bu sessizlik kulaklarımı sağır ediyordu, gözlerime siyah diyebileceğim bir çift göz değdi. Elim, duvar beni itmişçesine, duvardan düştü. Artık çevremde bir fırtına dönüyordu, yutkundum. Ben kimdim, ben niçin buradaydım bilmiyorum. Kaderin gerçekliğine bir kez daha, derinden inandım o anda çünkü karşımdaki ölüm meleğimden başkası olamazdı. Konuşmak için dudaklarımı araladım ama tek bir ses daha çıkmadan dudaklarımdan ellerime kapanan büyük elleri hissettim. Burnuma kanla beraber demir kokusu geldi.

O anlarda gözlerim onun gözlerine kenetli, kalbimin varlığını hissetmeden onun gerçekliğine hayran oldum. İçimde derin bir boşluk varmış ve ben yeni, o dakikada hissettiğimi anladım. O anı şimdi tekrar yeniden hissetmek o boşluğu bir kez daha bana hatırlattı. Ben kimdim bilmiyordum, o kimdi bilmiyordum. Tek bildiğim bir çift siyah diyebileceğim kopkoyu kahve gözler ve o siyahlıkta boğulan bedenler.

-B.K
10.06.2020
Gelecekteki ben yarın iyi ki doğdun!









Yorumlar

Popüler Yayınlar